İçeriğe geç

Düz memurluk için hangi bölüm okunmalı ?

Puri olarak bu yazımızda “Düz memurluk için hangi bölüm okunmalı” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!

Giriş: “Memur ol da rahat et” cümlesinin İzmir versiyonu

İzmir’de büyüyen biriysen, “gelecek planı” diye bir şey çocukken sana oyun hamuru gibi verilmiyor; daha çok sofrada çatalın kenarına iliştirilmiş bir öneri gibi geliyor: “Memur ol, kafan rahat eder.”

Bunu ilk duyduğumda 12 yaşındaydım. O zamanlar memur kelimesi benim için gri duvarlı, floresan ışıklı bir yer ve sonsuz fotokopi sesi demekti. Şimdi 25 yaşındayım, hâlâ aynı cümle geliyor ama bu sefer kafamda başka bir şey var:

“Tamam da… hangi bölüm?”

Ve işte burada hayatın en büyük, en dramatik ama bir o kadar da komik sorusu başlıyor: Düz memurluk için hangi bölüm okunmalı?

Çünkü mesele sadece okumak değil. Mesele, hangi bölümün seni o meşhur “8-5 masa + çay + evrak” üçgenine daha hızlı sokacağı.

Ama işin garibi şu: Kimse sana net bir cevap vermiyor. Herkes bir şey söylüyor ama sanki herkes farklı bir evrende yaşıyor.

Düz memurluk için hangi bölüm okunmalı? sorusunun sokak versiyonu

Geçen gün Alsancak’ta oturuyorum, kahve içiyorum. Yan masada iki kişi konuşuyor:

— “Kanka kamu mu yazsam, işletme mi?”

— “Bence işletme yaz, her yere girersin.”

— “Her yere giriyorum ama hiçbir yere giremiyorum zaten…”

İşte tam bu diyalog, Türkiye’de bölüm seçme stresinin özeti gibi.

Çünkü Düz memurluk için hangi bölüm okunmalı? sorusu aslında akademik bir soru değil. Bu, hayatta “bir yere kapağı atma” stratejisi.

Ama kimse şunu söylemiyor: Bu sorunun cevabı tek bir bölüm değil, bir zihniyet karmaşası.

Ben de 25 yaşında, İzmir sıcağında eriyen dondurma gibi hayatı düşünürken şunu fark ettim: İnsanlar bölüm seçmiyor, ihtimal seçiyor.

Eşit ağırlık efsanesi ve “her şey olabilir” sendromu

Lisede eşit ağırlık seçtiğim gün hâlâ aklımda. Rehberlik hocası demişti ki:

“Eşit ağırlık seçersen her kapı açık.”

O an bunu Harry Potter’daki gizli geçitler gibi düşünmüştüm. Meğer öyle değilmiş.

“Her kapı açık” demek aslında şuydu:

“Hiçbir kapı tam olarak sana özel açılmayacak.”

Sonra başladım düşünmeye:

İktisat mı?

İşletme mi?

Kamu yönetimi mi?

“Belki hukuk olur” hayali mi?

Bir noktadan sonra liste uzadıkça umut artmıyor, sadece kahve tüketimi artıyor.

Çünkü mesele şu: Her bölüm sana “düz memurluk için uygun olabilirsin” diyor ama hiçbiri “kesin olursun” demiyor.

İktisat, işletme, kamu yönetimi: üçlü koltuk savaşı

Bir dönem ciddi ciddi iktisat okumayı düşündüm. Dediler ki:

“İktisat okursan her yere girersin.”

Sonra işletme okuyan bir arkadaşım çıktı:

“İşletme daha geniş kanka.”

Araya kamu yönetimi giren biri oldu:

“Siz hâlâ oralarda mısınız?”

Bunu duyunca içimde küçük bir panik başladı. Çünkü herkes “en doğru bölüm bende” gibi konuşuyordu ama kimse mutlu görünmüyordu.

Bir gün kafede şunu düşündüm:

“Eğer herkes doğru bölümü bulduysa… neden herkes KPSS çalışıyor?”

Garson geldi:

— “Abi aynı kahve mi?”

— “Evet… hayat da aynı zaten.”

Gerçek hayatta ne oluyor?

Gerçek hayatta olan şey şu:

Bölüm seni sadece KPSS’ye götürüyor. Oradan sonrası tamamen “çalışma sabrı + şans + biraz da kader” kombinasyonu.

Yani mesele şu hale geliyor:

İktisat okuyan: “Ben analitik düşünürüm”

İşletme okuyan: “Ben yönetici olurum”

Kamu okuyan: “Ben zaten buraya geldim”

Ama KPSS sorusu şunu diyor:

“Peki sen kaç soru çözdün?”

KPSS gerçeği: bölümden çok sabır testi

Bir gün sabah 7’de deneme çözmeye başladım. Saat 9’da kendime şu soruyu sordum:

“Ben neden buradayım?”

Saat 10’da cevap bulamadım. Saat 11’de çay bitti. Saat 12’de hayat sorgusu başladı.

KPSS’nin en garip tarafı şu: Kimse sana “hangi bölüm” okuduğunu sormuyor gibi hissediyorsun ama aslında herkes onu soruyor.

Sadece dolaylı:

— “Ne mezunusun?”

— “Hmm… peki KPSS?”

— “Hadi kolay gelsin…”

İşte o “hadi kolay gelsin” cümlesi bazen motivasyon değil, küçük bir hayat uyarısı gibi.

Kahve, deneme sınavı ve existential crisis

Bir noktada rutin şu oluyor:

Kahve

Deneme

Yanlışlar

Biraz yürüyüş

“Ben ne yapıyorum?” düşüncesi

Tekrar kahve

İzmir’de sahilde yürürken bile insanın aklına “düz memurluk için hangi bölüm okunmalı?” sorusu geliyor.

Martı var, deniz var, güneş var ama beynin arka planında Excel tablosu dönüyor.

Aile baskısı ve İzmir sahilinde düşünme

Aileler bu konuda ayrı bir evren.

— “Oğlum bak memur ol, garantin olsun.”

— “Anne hangi bölüm?”

— “Fark etmez.”

İşte problem tam burada başlıyor. Çünkü aslında herkes biliyor ki fark ediyor.

Ama kimse net söylemiyor.

Bir gün babamla konuşuyorum:

— “Baba ben kamu mu okusam?”

— “Olur.”

— “İşletme?”

— “Olur.”

— “İktisat?”

— “Olur.”

Ben:

“Bu kadar ‘olur’ içinde ben nerede duruyorum?”

Yanlış bölüm seçtim mi? iç ses

Gece olunca iç ses başlıyor. O ses biraz alaycı, biraz yorgun:

“Sen şimdi doğru bölümde misin?”

“Arkadaşın başka bölüm okuyor ama işe girdi.”

“Sen hâlâ ‘hangi bölüm daha iyi’ araştırıyorsun.”

Sonra bir başka ses devreye giriyor:

“Belki de mesele bölüm değil.”

“Belki de mesele çalışmak.”

Ama üçüncü ses genelde en baskın olan:

“Yat uyu, yarın bakarsın.”

Arkadaş çevresi ve karşılaştırma tuzağı

Arkadaş grubu çok tehlikeli bir şey.

Biri işe girer:

— “Ben atandım.”

Diğeri:

— “Ben yüksek lisans yapıyorum.”

Ben:

— “Ben düşünüyorum.”

Ve o an fark ediyorsun ki Düz memurluk için hangi bölüm okunmalı? sorusu artık akademik değil, sosyal bir baskı ölçer.

“Düz memurluk” hayali neden bu kadar popüler?

Çünkü insanlar aslında büyük hayaller değil, sakin hayat istiyor.

Sabah kalkıp işe gitmek, maaş almak, akşam eve dönmek.

Ama bu “basit hayat” hedefi bile Türkiye’de stratejik plan gerektiriyor.

O yüzden herkes aynı soruyu soruyor:

Düz memurluk için hangi bölüm okunmalı?

Ama kimse şunu söylemiyor: Belki de mesele bölüm değil, o bölümü nasıl kullandığın.

İzmir’de bir akşam ve kafadaki Excel tablosu

Gece sahilde oturuyorum. Deniz hafif dalgalı. İnsanlar yürüyüşte.

Ama kafamın içinde tablo açık:

İktisat → artı

İşletme → artı

Kamu → artı

KPSS → kritik boss

Yanımdan geçen biri telefonda konuşuyor:

“Ya ben de memur olacağım ya…”

Gülümsüyorum.

Çünkü bu cümleyi İzmir’de her 5 kişiden biri söylüyor gibi.

Sonra hiçbir şey netleşmiyor ama hayat devam ediyor

Bütün bu bölüm, sınav, tercih, KPSS döngüsü içinde aslında değişmeyen tek şey var: İnsanların bir “düzen” arayışı.

Ve bu arayış bazen bir bölüm ismine sıkışıyor.

Ama hayat garip bir şekilde şunu fısıldıyor:

“Bölüm bir başlangıç, son değil.”

Ve insan, sahilde yürürken bile aynı soruyu düşünüyor:

Düz memurluk için hangi bölüm okunmalı?

Ama cevap bir cümle olmuyor.

Bazen sadece bir yürüyüş oluyor.

Puri olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Düz memurluk için hangi bölüm okunmalı” konusunda daha fazlası için takipte kalın!

Benzer Konular: Jel aküye hangi sıvı eklenir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://guncelsaglikhaber.com https://safidem.com.tr https://pusulaajans.com.tr Sitemap
hiltonbet yeni girişbetexper güvenilir mielexbetgiris.org